O gün iki şey vardı ortada benim için: Bir yanda Garip’in hasta sanat anlayışı ve diğer yanda dinamik halk edebiyatının yüzü. Bunlar karşı karşıya getirilince ben elbette ki kendi sınıfımdan gelme halk ozanlarından taraftım. Biz tavrımızı belirlemiştik. 1945 yılında yani Garipçilerin edebiyatımıza egemen oldukları bir çağda dergi yayımlamaya ihtiyaç duymuştuk. Orhan Veli ve arkadaşları o zaman toplumcu şiirleri yok sayan bir tutum içindeydi. Ve bu sebeple biz çıkardığımız dergi çevresinde -küçük bir topluluk da olsak- toplumcu sanat sorumluluğunu üstlenmiştik. Yeni bir toplumcu sanat anlayışı ortaya çıkarmayı amaçlayan gençler, denebilirdi bizim için. Bizim varlığımız aslında önemsizdi, küçüktü ama doğruydu. Biz bu doğrudan dolayı bir aradaydık.
Böyle diyen birisinin aşağıdakilerden hangisini söylemesi beklenemez?