Her zaman “geniş hayat”tan yana olmuş; doğayı, kültürü, aşkı içerebilecek bir bütünlük arayışındaki Tanpınar ile beslendiği kaynağı çoktan kurumuş bir dar hayatın, bu hayatın sınırları içinde daralan insanları yazan Yusuf Atılgan... “İç insan”ı her şeyin üzerinde tutan Tanpınar ile “iç” denen, “iç dünya” denen bölgenin de bir “dış”tan, bir yoksunluktan yapılmış olabileceğini hissettiren Atılgan... Huzur’un, Saatleri Ayarlama Enstitüsü’nün, Bursa’da Zaman”ın yazarı ile Aylak Adam’ın, Saatlerin Tıkırtısı’nın yazarı: Biri bütünsel, yekpâre bir zaman arayışında diretiyor, öteki çoktan vazgeçmiş bundan ve darlığın, rutinin alanına çekilmiş, kulağını saatlerin tekdüze tıkırtısında yaşanan bir hayatın sesine dayamış. Biri estetiğini rüya üzerine oturtmuş, her şeyi geniş imkânlı bir
rüyanın içine çekmeye çalışıyor; öteki rüyaya malzeme oluşturan sıkıntılı içeriklerle uğraşıyor. Biri “biz” diyebiliyor hâlâ. Birlikten, süreklilikten yana. Öbürü “ben” demekte bile zorlanıyor. İki farklı mizaç, iki farklı dil. Dış dünyaya doğru genişleyen, dalga dalga açılan, yoğun ve aydınlık üslubuyla Tanpınar; kısa, kesik, tutuk diliyle Atılgan. Biri Türkçenin en uzun cümlelerinin yaratıcısı, öteki en kısalarının.
Bu parçada Ahmet Hamdi Tanpınar ile Yusuf Atılgan arasındaki farklar aşağıda numaralanmış kavramların hangileri esas alınarak yapılmamıştır?
I. Zaman
II. Üslup
III. İnsan psikolojisi
IV. Evrensel bilinç
V. Hayalperestlik